ey sevdadan söz eden güzel
vefa büyüttün mü göğsünde
gece yarısı bölerek uykunu
sadakat emzirdin mi

ey yüreğimi talep eden yürek
gözlerin gözlerine değince
diner mi hasretin
o vuslat sonrası
ellerin
özlemez mi ellerimi

sevmek dokunmaktır dediler
dokunmak sevmek oldu zamanla
boynu büküldü güzel ve çirkinin
onlar birer mülteci şimdi masal diyarında
ben cüzzamlı bir ruh şehvetin altın çağında

aşka inancım sonsuz
nakşettim sevdamı
şahdamarımın çeperlerinden gözbebeğime

aşkların en güzelini buldum ve yitirdim
bundandır bilesin dillere destan divaneliğim

yitik sevdamın izini sürerken
boşluğunu doldurur sandığım
bedenler aldım koynuma
ne çare
sarıldığım yılan oldu zamanla
gül kokulu yürekler eli kanlı brütüs

ağlamadım
yas tutmadım
kin bağlamadım kimseye
tıkadım kulaklarımı büyülü ezgiye
çevirmedim gemimi seferden

doğruldum her defasında düştüğüm yerden
yamaçları koşarak geçtim
nehirleri yüzerek
kanat açtım uçtum
uçurumlar önümü kestiğinde

çıkınımda sakladığım mısralarla
biledim umudumu
asla vazgeçmedim
sevdamı bekledim
aramaktan yorulup mola verdiğim yerde….

yaşar iliksiz / azobra – sayfa 18 -19

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*
Website